Sorularını Değiştir Hayatın Değişsin

Yaşadığımız sorunların nedenleri genellikle kendimize sorduğumuz sorulardan kaynaklanır. “Neleri yanlış yaptım?”, “Beni neden anlamıyorlar?”, “Kötü şeyler neden hep beni bulur? Endişeli ve problem yaratıcı sorular adı verilen bu soruların yerine “Şimdiye kadar fark etmediğim olasılıklar neler?”, “Başka neler mümkün?”, “Ne öğrenebilirim?”, “Bundan daha iyisi nasıl olur?” gibi üretken ve geliştiren soruları koyduğumuzda nelerin değiştiğini yaşayınca anlarız.

Marilee G. Adams’n Soruların Gücü kitabında değindiği gibi, “Önceki ben, bir problemi çözmenin yolunun cevap peşine düşmek olduğuna inanırdı. Oysa şimdiki ben, bir problemi çözmenin en iyi yolunun daha iyi sorularla yola devam etmem gerektiğine inanıyor.”

Bir gün müşterilerimden Ayla (İsim değiştirilmiştir), görüşmemiz sırasında ağlayarak; “Üniversitedeki bölüm başkanımdan nefret ediyorum. Onun yüzünden okulu bırakmayı düşünüyorum.” dedi. Benzer durumları müşterilerimin pek çoğunda görüyordum. Bunlar için önceleri zor olsa da aslında kolay iki adımlık bir değişim metodu uygulamanın işe yarayacağını biliyordum. Birincisi sordukları içsel soruları belirlemek, ikincisi farklı soruların daha iyi sonuçlar üreteceğine inanmalarını sağlamaktı.

Ayla’dan bölüm başkanıyla olan sorunlarını soruya dönüştürmesini istedim.

“Ortak projemiz için yaptığım çalışmalarımı neden beğenmiyor ve sürekli eleştiriyor?”, “Bu sefer neyi yanlış yaptığımı söyleyecek?” Bu soruların ona neler hissettirdiğini sorduğumda, “Kızgınlık ve endişe.” yanıtını verdi.

Şimdi bu soruları kendisini iyi hissettirecek hangi sorularla değiştirebileceğini sordum. “Neleri yanlış yapıyorum?”, “Haklı olduğumu nasıl kanıtlayabilirim?” dedi. Cevaplarını bir sonraki görüşmede almak istediğimi söyleyerek onu uğurladım.

Ayla’nın yanıtını merakla bekledim. Bir hafta sonraki görüşme için geldiğinde odama gülerek girdi. “Çok haklıymışsınız, sorular değişince çözümsüz sandığım sorunlarım bir anda sorun olmaktan çıktı.” dedi.
Nasıl oldu bu?
“Çok kolay, sorduğum sorular problemimin ne olduğunu görmemi sağladı.”
Neymiş problemin?
“Projenin birlikte çalıştığım diğer arkadaşlarımın çabalarının toplamı olduğunu görmek yerine, sadece kendi bireysel başarıma odaklanmıştım. Durumum projenin beklenen sürede bitmesini engellediği için bölüm başkanı tarafından eleştiriliyor, sonra da onu suçluyordum.”
Ayla geliştiren sorularla cevaplarını bulmaya çalışarak kendi düşüncelerinin ve dolayısıyla kendi sonuçlarının sorumluluğunu yüklenmişti. Bu da onun cevapları bulmasını hızlandırmıştı.

Etkili iletişimin yaklaşık %20’si anlatmak, %80’i soru sormakla mümkün olur. Ancak üreten ve geliştiren sorular sorarak. Oysa genellikle tam tersini yapıyor %80 anlatıyor, %20 soru soruyoruz. Hem de problem üreten sorular sorarak. Sadece bu kuralı bile değiştirerek hayatınızın nasıl da değişeceğini ancak deneyimleyerek görebilirsiniz.

İyi okumalar,
Leyla Fidanay