Öğrenci Koçu Leyla Fidanay İle Söyleşi

Leyla Fidanay, hayatı çocuklara ve kadınlara yardımla geçmiş bir öğretmen.

Başarılarını, uğraşılarını alta alta sıraladığınızda, iki evladını büyütürken, hangi ara bu kadar şeye yetişti diyorsunuz. Farklı konularda yazdığı şiir, oyun, hikâye ve projeleriyle Türkiye çapında ödülleri bulunuyor. Pek çok öğretmenin alışkanlıkla yaptığı, ders verir gibi tavırları onda görmüyorsunuz. Öyle ki, bir iki dakika da; üslubu, sakin ve sıcak sohbeti sizi içine alıveriyor.
 
Ortama yaydığı olumlu etkileri, insanı rahatlatıyor. Şu anda Ankara Yüzüncü Yıl’da açtığı Leyla Fidanay Öğrenci Koçluğu ve Gelişim Akademisi çatısı altında, miniklerden gençlere kadar pek çok öğrenciden talep görüyor. 
 
İnsanı insan yapan değerlerin korunmasında, sevginin önemine inanan bir insan olarak, eli kalem tuttukça da yazmaya devam edeceğini söylüyor.  
 
Leyla Hanım, kaç yıl öğretmenlik yaptınız?
Leyla Fidanay : Yirmi beş yıl çeşitli okullarda sınıf öğretmenliği yaptım.
 
Öğretmenlik yaparken çevre duyarlılığınız bir hayli dikkat çekmiş.
Leyla Fidanay : Evet. Çevre konularını ders kitaplarında işleme projesiyle Türkiye birincisi oldum. Ardından üç yıl Talim Terbiye Kurulu Kitap İnceleme Komisyonunda, Çevre Sağlık Trafik ve Okuma ders kitapları inceleme komisyonu başkanlığı yaptım. İki yıl Ankara Radyosu’na “Dünya ölüyor mu?” programını ve iki yıl da Film Radyo Televizyon Merkezi’ne “Çevre ve İnsan” konulu radyo programlarını yazdım. İki yıl Ankara Valiliği Çevre Vakfı’nda aktif görev aldım. Çevre konusundaki duyarlılığım nedeniyle, değişik kurum ve kuruluşlardan çok sayıda ödüle layık görüldüm.
 
Yazarlık serüveninizi de aynı zamanda devam ettiriyordunuz sanırım.
Leyla Fidanay : Tabii ki! Yazmak benim için bir tutku. İlki Milli Eğitim Bakanlığı’na olmak üzere birçok yayınevine, yüze yakın Çevre ve İnsan, Çevre-Sağlık-Trafik-Okuma, Türkçe-Dilbilgisi, Trafik ve İlkyardım, Fen ve Teknoloji ve Sosyal Bilgiler ders kitapları yazdım. Birçok konuda yazdığım makale ve öykülerim çeşitli dergi ve kitaplarda yayımlandı.
 
Hikâye kitaplarınız da bulunmakta.
Leyla Fidanay : Yaşamdan Öyküler, Yaşama Yön Verenler, İlkler Öykü Dizisi, Öykü Deryası adlarındaki dört seri kitabım Ata Yayıncılık tarafından yayınlandı.
 
Torununuz için yazdığınız kitaptan da söz eder misiniz biraz.
Leyla Fidanay : O kitap torunum için olduğu kadar, benim için de çok değerli. Onu büyütürken çektiğim fotoğraflarını bilgisayarıma kaydederken, altlarına da o gün yaşadıklarımızla ilgili anımızı yazıyordum. O kadar çoğaldı ki  resimler, torunuma olan duygularımı dile getirmenin en güzel ve kalıcı yolunun yazı olduğunu düşünerek bunları kitap haline getirdim. Yedi yaşına girdiği gün de hediye ettim. Günü geldiğinde ikincisi de olacak. 
 
Kitabı incelerken torununuza verdiğiniz tavsiyeler çok hoşuma gitmişti. İzninizle onlardan bir bölümü buraya almak istiyorum.
“Tanrı bizi istediklerimizle değil de ihtiyacımız olan insanlarla karşılaştırırmış ki o insanlar bize yardım etsin, bizi incitsin, acı versin, terk etsin, sevsin, olması gereken insan olmamızı sağlasın. Bazen o insanlar hayatımıza girdiği için, ya da hayatımızın içine biz aldığımız için, ne kadar pişmanlık duyarız. Oysa yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, aslında o insanların bizi ne kadar büyüttüğünü anlarız. Çünkü kimi sevmeyi öğretmiştir, kimi affetmeyi, kimi nefret duymayı, kimi şükretmeyi, kimi kızmayı, kimi vicdanı, kimi hasreti... Ama hepsi de insana dair duygularımızı açığa çıkarmıştır. Acı çektirse de, üzse de, sevse de, kızsa da nefret ettirse de... İşte o zaman, geçmişte o kişilerle ilgili söylediklerimizden dolayı utanır, pişmanlık duyarız. Seni sen yapan insanları affetmek, özür dilemek, teşekkür etmek için bazen geriye dönüp bakmayı ihmal etme kuzum.”
 
Şiddet gören kadınlar için de çabalamayı ihmal etmiyorsunuz.
Leyla Fidanay : Bu durum, ne yazık ki ülkemizin bir türlü kapatılamayan yarası oldu. Herkesin elini, taşın altına koyması gerekiyor. Şu aralar, şiddet gören kadınların kendi anlatımlarından kurguladığım öykülerimin de yer aldığı, “Şiddetin Toplum Üzerindeki Olumsuz Etkileri” konulu bir çalışma yapıyorum. 
 
Öğrenci Koçluğu fikri nasıl gelişti?
Leyla Fidanay : Tamamen bir tesadüf eseri.  Geçen yıl birinci sınıfa giden torunumun derslerine yardım ederken, mesleğimi ne kadar özlediğimi hissettim ve birkaç özel okula öğretmenlik başvurusunda bulundum. Geri dönüş yapan bir okulun müdiresiyle yaptığım telefon konuşmasına, oğlum şahit oldu ve “Çalışmak istiyorsan, neden kendi işini kurmuyorsun?” dedi. Hemen o gece araştırmaya başladım. Ardından bir koçluk akademisine devam ettim. Eğitim alırken ofis arayışlarımı sürdürdüm.
 
Bir öyküme de isim olan şu söze çok inanırım, “Yazgı istediği zaman buluşmaları gerçekleştirir.” Demek ki zamanı gelmişti. Tanrı da bu buluşmaları karşıma hep güzel insanlar çıkararak ve işlerimi hızlandırarak gerçekleştirdi. Şu anda çok sevdiğim bir işi yapmanın huzuruyla, her akşam şükrederek kafamı yastığa koyuyorum. Koçluk yaparak; insanların potansiyellerini fark etmelerini, isterlerse dünyayı değiştirebileceklerini öğütlüyorum.
 
Günümüzde pek popüler olan koçluğu biraz anlatabilir misiniz?
Leyla Fidanay : Kelime anlamı; birini, bir yerden bir yere götürme olan koçluk;  istenen performansa ulaşmak için, koç ve danışan arasında kurulan planlı bir gelişim ilişkisidir. Bu sayede kişiler; potansiyellerini ortaya çıkararak, ulaşılabilir hedeflere ve olasılıklara odaklanırlar. Koçluk; doğru sorular ile kişilerde farkındalık yaratma sanatıdır.
 
Bildiğim kadarıyla sizin akademinizde yaşam koçluğu, eğitim koçluğu ve doğum koçluğu da veriliyor ancak sizin öncelikli hedefiniz öğrenci koçluğu. Öğrenciler neden bir koça ihtiyaç duyarlar?
 
Leyla Fidanay : Öğrenci Koçluğu; akademik yaşamda başarı becerilerini artırmanın yanı sıra, sosyal hayattaki bilgi ve becerilerini de geliştirmek amacıyla öğrenci ile koç arasında kurulan işbirliğidir. Başarı, bir ekip işi olduğu için ebeveynler de kurulan bu takımının bir parçası sayılır. Öğrenci koçluğu hizmetinin bazı aşamalarında, anne ve babaya da ebeveyn koçluğu hizmeti verilerek, başarı her yönden güçlendirilir. Ayrıca bu ikili sistem sayesinde, hem öğrenci hem de anne-baba olumlu bir değişim ve gelişim süreci yaşarlar.
 
Koçluk ne değildir?
Leyla Fidanay : Öncelikle öğretmenlik değildir. Psikolojik danışmanlık değildir, terapi değildir. Danışanın kendi belirlediği hedeflere, koçun desteğiyle ulaşması ve sorunlarının üstesinden tek başına gelmeyi öğrenmesidir.
 
Birkaç örnek verecek olursanız, öğrenci neden bir öğrenci koçuna ihtiyaç duyar?
Leyla Fidanay : Çünkü koçu, öğrencinin okulu ile iletişim halinde ders başarısını takip eder. Birlikte ders çalışır, yaşamı paylaşır. Tavsiye ya da akıl vermeden öğrenciyi bulunduğu noktadan hedeflediği noktaya taşır. Öğrencinin sınav kaygısını kontrol altına almasına destek olur. Aile içi iletişim problemlerini çözer. Asabiyet ve ani parlama sorunlarının üstesinden gelinmesini sağlar
 
Pınar Göçer
 
***
 
Leyla Fidanay ile yapılan bu söyleşi Pınar Göçer tarafından yapılmış ve 22 Ocak 2014 Çarşamba günü Tuluat adlı blog‘unda yayınlanmıştır.
Kaynak : http://pinargocer.blogspot.com.tr/2014/01/soylesi-ogrenci-kocu-leyla-fidanay.html