Kuşaklar ve Özellikleri

İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar olan süreç içinde, yaklaşık aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sorumluluklarla yükümlü olmuş kişiler topluluğu, belli bir kuşağı temsil etmektedir. Geçmişten günümüze her sonraki kuşağı temsil eden bireyler teknolojinin de etkisiyle doğal olarak pek çok konuda daha gelişmiş ve ilerlemiştir. Her kuşağın bireyleri kendinden bir önceki kuşağı “çağ dışı”, “geri kafalı” ve “tutucu” bulurken, bir sonraki kuşağı da sorumsuz ve saygısız olarak değerlendirmiştir. O halde bu kuşaklar ve özellikleri nelerdir?
Baby Boomer Kuşağı: 1946-1964 İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki “nüfus patlaması” yıllarında doğanların oluşturduğu gruba “Baby Boomer” denmektedir. Bu kalabalık bebek nüfusunun büyümesiyle birlikte ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli sektörler de ortaya çıkmış ve her on yılda bir büyüme göstermiştir. Baby Boomerlara "Sandviç Kuşağı" da denilmektedir. Bunun nedeni çocukları ve anne babalarıyla aynı evi paylaşmak zorunda kalmalarıdır. Önce çocuklarına, sonra yaşlanan anne babalarına bakmaları boomerların ortak özelliğidir.
 
Boomerler dünyanın insan hakları hareketlerini, radyonun altın çağını, Türkiye’nin ihtilali ve çok partili döneme geçiş sancılarını yaşadılar. Sadakat duyguları yüksek, kanaatkâr oldukları için yaşamak için çalışmak fikri onlarda çalışmak için yaşamak şeklinde olgunlaştı.
 
İçlerinden en idealistleri toplumsal haksızlıklara isyan edip 68 gençlik hareketlerinin kahramanı olurken, büyük çoğunluk hayattan beklediklerini elde ettiğini düşünerek tatmin ve mutlu oldu. 1960’lı yıllarda televizyonla, 1970’lerde fast foodla tanıştılar. 1980’lerde evlenme çağına geldiler. 1990’larda sıra yaşam kalitelerini yükseltmeye geldiği için mikrodalga gibi elektronik ev aletleri, ardından iletişim patlamasıyla internet ve cep telefonuyla haşir neşir oldular. 2000’lerde 50’li yaşlarına merdiven dayadılar. Yeteri kadar birikimleri de olduğuna göre "iyi yaşlanmak" hatta mümkünse yaşlanmamak için sağlık, güzellik ve bakım sektörlerini hayata geçirdiler. Savaş sonrasının yokluklarını, sıkıntılarını unutmadılar ama refah içinde yaşamanın zevkini çıkarmayı da ihmal etmediler.  Teknoloji kimine yakın kimine uzak olsa da genel olarak çok da benimse(ye)mediler.
 
X Kuşağı: 1965-1979 yılları arsında dünyaya gelenlerin oluşturduğu kuşaktır. Toplumsal sorunlara karşı duyarlı, iş motivasyonları yüksek, otoriteye saygılı, kanaatkâr, aynı işte uzun yıllar sadakatle çalışmaları ortak özellikleridir.
Bu dönem dünyanın petrol krizi, Türkiye’nin ise sağ-sol çatışmalarını yaşadığı yıllara denk gelmektedir. Dünyaya gözlerini, merdaneli çamaşır makinesi, transistorlu radyo, bantlı teyp ve pikapla açtılar.
 
X Kuşağı bireylerin sadakat duyguları duruma göre değişir, daha iyi kariyer imkânları ararlar. Teknoloji devrimine denk geldikleri ve daha iyi kariyer yapmak isteyenlerin  çoğu teknolojiyi zorunlu olarak kullanmaya başladı. Bir üst kuşağın bireylerinin aksine a-politik hale getirildiler ama yine de toplumsal sorunlardan uzak kalamadılar. İş motivasyonları yüksek, otoriteye saygılı ve kanaatkâr yapıya sahipler. Bu Kuşağın kadınları iş gücüne katılınca daha iyi yaşamak için, daha az çocuk sahibi oldular. Özellikle Özallı yıllarda iş hayatına atılanlar paraya daha fazla odaklandılar ve bireycilik önem kazandı. Boşanma, HIV, uyuşturucu gibi kavramlarla tanıştılar. İşe bakışları yaşamak için çalışmaktır.
 
Y Kuşağı: 1980-1999 yılları arasında dünyaya gelenlerin oluşturduğu Y kuşağıyla ilgili ilk akla gelen özellik, teknolojiye olan yatkınlıklarıdır. Teknoloji becerilerini yaratıcı bir şekilde sahip oldukları görevleri ilerletmek ve sonuçlar elde etmek için kullanırlar. Narsist, bireyci ve girişimcidirler. Çalışmaktan hoşlanmıyor, eğlenceyi, kazanmayı çok seviyorlar. Otoriteye saldırgan davranıyorlar, tatminsizler, istekleri çok, beklentileri yüksek buna karşın bedelini ödemek istemiyorlar. Hızlı tüketiyorlar. Türkiye’de yağ kuyruklarını, benzin sıkıntısını yaşamadıkları için her şeyin gördükleri gibi olduğunu sanıyorlar.
 
Eş zamanlı olarak birkaç işi bir arada yapabiliyorlar. Kariyer yaşamları boyunca en az on iş değiştirecekleri öngörülüyor. Kitlesel olanı değil, kişiye özel olanı seviyorlar. "Sahiciliğe" çok önem veren Y’lere hayali ürünlerle, hayali projelerle, hayali kahramanlarla ulaşmak çok zordur.
 
Y Kuşağı bireyler için önemli bir diğer faktör de  "akran onayı". Sıra arkadaşının, mesai arkadaşının, internetteki oyun arkadaşının önermediği ve onaylamadığı bir ürünü onaylamaları mümkün görünmemektedir. Standart olanı sevmez, kendine özel olanı ve üstelik "hemen-şimdi" olanı isterler. Bu kuşak bireylerin dikkatini çekmek istiyorsanız, mesajınızı, markanızı, iletişiminizi sadeleştirmeniz gerekir. Girişimcilik özelliğine sahip Y’lerin özgüvenleri de abartılıdır. İş hayatına atılırken bile CEO ya da patron olmayı hesaplarlar. Bu arada, daha okurken işini kuranlara da rastlamak mümkündür. İşe bakışları iş ve yaşam dengesinin sağlanmasıdır. Y’ler, Amerika’yı yeniden keşfetmek istemiyorlar. Bu özellikleri tembellikten değil; zaman kaybetmeyi sevmeyen bir kuşak olmalarındandır.
 
Türkiye nüfusunun %25’i bu kuşak bireylerden oluştuğu düşünülür ve iyi yönetilirlerse Y Kuşağı çalışanların çok zengin yetenek kaynağı olacakları unutulmamalıdır.
 
Z Kuşağı: 2000-2021 yılları arasında dünyaya gelenlerin oluşturduğu bu kuşağa “İnternet kuşağı” da denilmektedir. Bu tabirin kullanılma nedeni, bireylerinin teknolojik aletlerle fazlaca haşir neşir olmalarından kaynaklanmaktadır. Çağımızın iletişim ve ulaşım kolaylıkları sayesinde birbirlerinden uzakta olsalar bile ellerindeki cihazlarla istedikleri yerden sözel, ve görsel iletişim kurabilme olanağına sahipler. Ev ödevi yapamadıklarında "Elektrikler kesildi.” yerine “İnternet bağlantım kopuktu.” diyen bir kuşağın bireyleridir.
Önceki kuşaklardan farklı olarak, ’network’ gençleri; ya da çeşitli ağların üyeleri durumundalar. Uzaktan da ilişki kurabildikleri için, fiziksel olarak tek başlarına, yalnız yaşıyor, bu durumdan da şikâyet etmiyorlar. Aynı anda birden fazla konuyla ilgilenebilme becerisine sahipler. Tatminsiz, kararsız ve doğuştan tüketiciler.
 
İnsanlık tarihinin, el, göz, kulak vb gibi motor beceri eş zamanlamaları en yüksek neslidir. Olanaklarının fazlalığı, eğlenceyi göz ardı etmelerine dikkat ve konsantrasyon zorlukları çekmelerine neden olmaktadır. Bu durum, başarılı olmalarının önünde önemli bir engele dönüşmektedir. Ezberden çok oyun, hikâyeleştirme ve hayal kurarak çalışıyorlar. Yaratıcı yanlarını açığa çıkarmak koşuluyla edilgen değil, etken olmak istiyorlar. Bu nedenle uzmanlar geleneksel eğitim yöntemlerinin bu kuşağa uygun olmadığı görüşündeler.
İş yaşamına atıldıklarında karar vermelerini gerektiren her şey sistemler tarafından yapıldığı ve yapay zekâ ile karar verildiği için sorun yaşamayacakları düşünülmektedir. Çok diplomalı, uzman ve mucit olacakların sayısı oldukça fazla olacaktır. Yaşamlarında otorite kavramının önemi kalmayacak, işe bakışları daha durun bakalım şeklinde olacaktır.
 
Kuşak Bireyleri Birbirini Nasıl Görüyor?
 
Uyumluluk: Bütün kuşak bireyler kendi kuşaklarının uyumlu olduğunu belirtirken, X ve Y kuşağı bireyleri Baby Boomerları uyumsuz, değişime kapalı ve adaptasyonlarını düşük buluyor.
 
Yönetilebilirlik: Tüm kuşaklar Y kuşağı bireylerinin diğer kuşaklara göre daha zor yönetilebilir olduğunu düşünmektedir. Boomerlar ve X kuşağı bireyler Y kuşağının diğer kuşaklara göre daha yakın denetim gerektirdiklerini, prosedürleri daha az izlediklerini ve daha az sonuç odaklı olduklarına inanıyorlar.
 
Ekip çalışması: Her kuşak birbirlerinin iş ahlaklarını farklı algılıyor olsa da tüm kuşaklar kendilerini iyi takım oyuncuları olarak görmektedir. Kimi zaman boomerlar ve X kuşağı bireylerin, Y kuşağının azami gayret göstermeye daha az niyetli olarak görüyorlar.
Denge: X ve Y kuşağının Boomer iş arkadaşlarına göre iş-yaşam dengesini daha fazla aradıkları ve iş yerinde resmi olmamayı daha çok tercih ettikleri gözlenmektedir.
 
Bağlılık: Tüm kuşaklar kendilerini kurumlarında güvenilir gördükleri ancak Boomerlar’ın daha genç kuşakları kendileri kadar güvenilir bulmadıkları biliniyor.
 
Kuşaklar Arası Farklılıklar
 
Bazı önemli farklılıkları bulunsa da her üç kuşaktan bireylerin de iş yerinde iletişim kurdukları ve etkileşim içinde oldukları bilinmektedir.
 
Günümüz işletmeleri için çok kuşaklı bir iş gücünün verimliliğini ve performansını azami düzeye çıkarmak...
 
Y kuşağı iş hayatında giderek etkin rol almaya, yönetici kademelerine tırmanmaya başladı. Şirketlerin genelinde X kuşağına bağlı ekiplerde çalışan Y kuşağı şu an çalışanların %35’i iken, 10 yıl sonra bu oran %75’e çıkacak ve iş hayatının kuralları Y kuşağının karakteristik özellikleri ve beklentilerine göre yeniden şekillenecek. Bu değişimden hem diğer kuşak üyeleri, hem de şirketler etkilenecek.Y kuşağının çalışma hayatındaki beklentileri Y kuşağından çok farklı olduğu için Bu beklentilere cevap veremeyen şirketler ne yazık ki ayakta durmada zorlanacaklar.
 
Önceki kuşak olan X kuşağının tabiriyle “Sabırsız” “Saygısız” ve “Tembel” olarak tanımlanan Y kuşağını anladıkça; neden bu şekilde algılanabildiklerini ve bu sıfatların arkasında nasıl güçlü yönlere sahip olduklarını görmek mümkün. Çünkü bu kuşağın kendine özgü, diğer kuşaklardan ayıran karakteristik, ortak özellikleri vardır.
 
İşyerinde 3 Kuşak Çatışıyor
 
İş yerlerindeki en temel sorunlardan birinin kuşaklar arası çatışma olduğu bilinmektedir. "Ast-üst çatışması diye, ilişkiler sorunlu diye algılanan pek çok problemin altında, üç neslin bir arada (BB, X, Y), ortak amaç için, ekip olarak iş çıkarmaya çalışması yer alıyor. Özellikle bugünün kurumsal denen iş ortamlarında kuşaklar arası yetişme tarzları, ortamları nedeniyle, algı, yöntem, uygulama, iletişim farklılıklarından kaynaklanan problemler çok yoğun yaşanıyor."
Bu kuşaklar birbirlerine nasıl davranıyor? Bunu anlamak ve analiz etmek için kuşakların (en genel) temel belirleyicilerine bakmak gerekiyor.
 
Y’lerden Korkuyorlar
 
Bunca farklılığı olan üç kuşak bir arada, üstelik de yakıcı rekabet ortamında daha çok kazanmak odaklı bir şeyler yapmaya kalkınca, birbirlerine çok da iyi davranmıyorlar, çatışma çıkıyorlar. 25-28-30 yaş ortalamalarındaki çoğunluğun, 40-45’li yaşlarındaki iş arkadaşlarına "sinir olduğunu" biliniyor. "Aralarında daimi bir gerginlik ve sinir harbi var. Onun üzerindekilere ise dinozor, miadını doldurmuş ’çekip gitmesi gereken ihtiyarlar’ gibi bakıyorlar. Hatta arkalarından dalga geçiyorlar. Kısacası, kuşaklar birbiriyle uyum sağlamakta büyük güçlük çekiyor. Bunun yarattığı iletişim sorunları ilişki problemlerine ve neticede çok büyük verimsizliklere, işten soğumaya neden oluyor."
 
Uzmanların iddiasına göre yeni gelen kuşak, öncekileri korkutuyor. BB ve X’ler teknolojiyi iyi kullanan Y kuşağından çok korkuyor. "Korkmalılar da" diyen uzmanlar, artık iyi seviyede teknoloji algısı, bilgisi, kullanımı olmayan bir çalışanın pek dikiş tutturması mümkün değil. "Kendini geliştirip, Y’lere teknolojiye yatkınlık açısından yetişen BB ve X kuşağı yönetici çok ama çok az. Pek çok iş yerinde BB ve X’ler hâlâ e-postalarını bastırtıp, kağıttan bakıyor. Ofis programlarını, cihazlarını, scanner’ı, sunum programlarını kullanabilen çok az BB ve X var. Bu da sabırsız, hızlı Y neslini çileden çıkarıyor. Bilgi, deneyim seviyesi çok yüksek olsa bile teknoloji kullanımında böyle geri kalmak BB ve X’lerin kredibilitesini müthiş düşüyor."
 
Y Kuşağı bireyleri işte tutabilmek için şu yolların izlenmesi önerilebilir:
 
  • Bilgi paylaşımı ve öğrenmeyi kurum kültürünün parçası yapmak.
  • Ebeveynlerini iş gücü stratejisinin parçası yapmak.
  • Esnek ve eğlenceli bir çalışma ortamı yaratmak.
  • İşte geçirilen zaman yerine işe odaklanmalarını sağlamak.
  • Genel yapı ve sınırları sağlamak.
  • Y Kuşağının işten ayrılmasının ya da işi sevmesinin en önemli nedenlerinden biri, amirleri konumundaki kişiler ile ilişkilerinin kalitesidir. Bu nedenle onları anlayabilecek amirlerle çalışmalarını sağlamak.
  • Baby Boomer ve X’lerin mentorluğundan faydalanmak. 
  • Kişiselleştirilmiş motivatörler kullanmak.
  • Kişiye özel ödüllendirme ve takdirleri daha çok tercih ettikleri için isimlerine hitaben bir teşekkür kartı ya da maddi olarak ödüllendirmek.
  • Onların dilini anlamak ve konuşmak için Y kuşağı bireyleri okuryazarı olmak.
 
Özetle
Kuşaklar değişiyor; her kuşağın kendine özgü özellikleri ile çalışma hayatından beklentileri de değişiyor. Her geçen gün varlığını iş hayatında daha da hissettiren, 10 yıl sonra iş hayatının insan kaynağının %75 i oluşturacak olan Y Kuşağı ile birlikte bireyler ve şirketlerin de değişmesi kaçınılmaz görünüyor. Günümüz çalışma hayatının kurallarını önceki kuşaklar yazdı, ancak Y kuşağı değiştiriyor.
 
Leyla Fidanay
 
KAYNAKLAR
http://www.mostar.com.tr/koseDetaylar.aspx?id=1298
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23465715.asp
http://danisman-muratdanisman.blogspot.com/2012/06/x-y-z-kusaklar.html
http://www.yaslanmasanati.com/2011/12/baby-boomer-teriminin-anlami.html
http://www.kenthaber.com/Haber/insan-kaynaklari/Dosya/gundem/bb,-x,-y-ve-z-kusaklari-birbirinden-cok-farkli/c117cd34-44a7-43d9-89a2-d268f186b77e