Korkularımızla Yüzleşip Dost Olmayı Öğrenmek

Çoğumuzun hayatında, yaşamımızı negatif olarak etkileyen ve şiddetle sarsan bir duygu vardır. Korku olarak adlandırdığımız bu duyguyu, diğer birçok duygu gibi çocukluk yaşlarımızda edinir, bilinç altına yerleştiririz. Reddedip görmezden geldikçe beynimizin bodrum katına atarak orada yaşam alanlarını genişletmelerine izin veririz. 
 
Zamanla yaşamımızın tümünü etkileyerek kronik anksiyeteye yol açabilir, yaratıcılığımızı sabote edebilir, gergin, şüpheci ve emniyetsiz kılarak yolculuğumuzdaki arayışları yok edebilir. Konuşmamızı, çalışmamızı, yemek yememizi, hatta nefes alışımızı bile yönetir. 
 
Korkularımızın ne kadar etkin olduklarını görmek, tanımak onlarla baş etme yolculuğumuz için çok önemlidir. Peki bizi bu kadar derinden etkileyen ve baskılayan korkularımızla yaşamak zorunda mıyız? Korkularımızla dost olup bizi bir korkak durumuna düşürmesini engelleyemez miyiz?
 
“İsterim ama nasıl?” dediğinizi duyar gibiyim... 
 
Bana gelen danışanlarımın neredeyse hepsi aynı cümleyi kurarak oturdular karşıma. Ancak korkularının derinliğine ve kişide yarattığı etkiye göre birer haftalık aralıklarla gerçekleştirdiğimiz seanslar sonucunda şu cümleleri kuracak noktaya geldiler:
 
- “Aslında hiç de zor değilmiş korkularımdan arınmak.”

- “Şimdiye kadar ben onların, bundan sonra onlar benim esirim oldular.”

- “Beni bu kadar etkilediklerinin farkında değildim, size ne kadar teşekkür etsem azdır.”
 
Kendilerinden aldığım izinle ve isimlerini açıklamadan korkularıyla yüzleşen ve iyileşme sürecine giren birkaç danışanımın korkularını yenerek neleri başardıklarını anlatmak istiyorum.
 
Bana gelen danışanlarımdan biri daha üçüncü sınıftayken  yaşadığı bir olayla tanışmıştı korkusuyla. Öğretmeninin sorduğu soruya yanlış cevap verince azarlanmış, arkadaşları tarafından alay edilmiş olarak anlattı o günü. Sonraki günlerde öğretmeniyle göz göze gelmemek, soru sorar diye göze batmamak  üzere bildiklerini de yok sayan ve pasif bir öğrenim hayatı yaşayan danışanım, yaşı ilerledikçe bu korkusunun büyüdüğünü fark etmiş. Zaman içinde utanca dönüştürdüğü korkusu yüzünden, artık birkaç kişilik bile olsa topluluk önünde bile gülerler diye konuşamaz hale gelmiş. 
 
Korkusunun kabusa dönüştüğü günlerde tanıştık onunla. Çalışmamızın ikinci seansında ortaya çıkardığımız korkusuyla yüzleşti ve kabul etti. Sonrasında iyileşme yolunda attığımız adımlar ve pratiklerle hızla ilerledik. 
 
Korkusunu yenmeyi başaran danışanım altı ay sonra girdiği mülakatı kazanıp bir yerel TV kanalında işe başladı. Yakında çok istediği bir programın sunuculuğunu yapacak olması ikimizi de çok mutlu etti! 
 
Bir sonraki yazımda diğer danışanların hangi korkularıyla yüzleştiklerini anlatacağım. İyi okumalar dileğiyle!
 
Leyla FİDANAY