İnançlarımız Değişir Mi?

İnançlarımız dünyaya geldiğimiz andan itibaren oluşmaya başlar. Daha bebekken insanların bize karşı tavırları (gülmeleri, bağırmaları, sevmeleri, şiddet gösteren tavırları) ile sonraki yıllarda başka insanlarla benzer etkileşimlerimiz bugün olduğumuz kişiyi oluşturur. Oluşmaya da devam eder.

Kişiliğimizin oluşumuna katkı sağlayanlar annemiz, babamız, öğretmenlerimiz, komşularımız, arkadaşlarımız hatta mahallenin delisi bile olabilir. Bu durum onların tutumlarına karşı kendi öz imgemizi oluşturmamızı sağlar. 
 
İnancı içi boş bir bavul gibi düşünürsek, içine koyduğumuz her kıyafet hakkımızda söylenmiş bir referans olur. Biriktirdiğimiz referanslarla bir süre sonra içi dolu bir bavula sahip oluruz. Kim olduğumuza emin olmak için daha fazla referansa ihtiyaç duyar, bavulu tıka basa doldurur, daha güçlü inançlara sahip oluruz.
 
Öz İmgemiz
 
Öz imge, doğumumuzdan itibaren hakkımızda söylenen her fikrin ve tutumun toplamıdır.  Bebeklik ve çocukluk çağlarında inançlarımızı oluşturan kimselerin görüşlerini gerçek olarak kabul etmemiz normaldir. Artık büyüdüğümüze göre iyi niyetli bu insanların inançlarımız konusunda gerçekten uzman olup olmadıklarını sorgulayabiliriz. 
 
Gelişmemize katkı sağlarken engel olacak sınırlar da koydular mı?  
 
Her birimiz öz imgemizin sınırları içinde yaşarız. Kendimizi emniyette, güvenli ve korunmuş hissettiğimiz rahat bir yer olarak gördüğümüz bu yer, acaba olumsuz bir yer olabilir mi? Hapishane de emniyetli ve güvenli bir yer olabilir ama kim sonsuza kadar hapsedilmiş kalmak ister ki. Birçok insan, belki siz de öz imge, inançlar ve kendi kendine konuşma hepsinde kalmayı seçer. Ceza sistemine göre cezanız biter bitmez serbest bırakılırsınız. Zihinsel olarak yarattığımız hapishanemizden çıkmamız için tek yol, değişmeye karar vermekle mümkün olur.
 
Hayali hapishanenin içinde kalmak, inançları korumak ve aynı davranışları tekrar ederken farklı bir sonuç beklemek; tuzağa yakalanmış bir yabanarısının durumuna benzetilebilir. Ölene kadar pencereye gidip defalarca çarpmaya devam edecektir Cama doğru uçmayı sürdürürken alternatif çıkış yollarını aramak aklına bile gelmez. Cama doğru uçmayı sürdürür durur. Çevrenizde aynı işi, aynı şekilde yaparak farklı sonuçlar bekleyen kaç kişi tanıyorsunuz? Kendinize karşı dürüst olup sizin de bunu yapmış olduğunuzu ve hala aynı sonuçları aldığınızı itiraf edebilirsiniz.
 
Öz imgemiz inanç sistemimiz tarafından yaratılır. Besleyip büyüttüğümüz her inanç bir süre sonra doğru olduğuna inandığımız rahat bölgemiz haline gelir. Bu bölge içinde kendimizi güvende hissederiz. (Acıyla, angaryayla, yoksullukla bezenmiş olsa bile.) Bu koşullar içinde kalma isteği öz imge ve onu besleyen inançlar tarafından desteklenir. Durumu hak ettiğimiz ya da layık olduğumuz bilinci ağır basar ve hayatımızda bir döngü başlar. 
 
Nasıl davrandığımız, kendi kendine konuşmamız, öz imge resmimiz döngüyü besleyen bileşenlerdir. Birinden diğerine geçerken, her aşamayı asla bitmeyen bir çember içinde pekiştirir, güçlendiririz.
 
İnançlar Değiştirilebilir Mi? 
 
Bizi biz olmaktan alıkoyan sınırlandırıcı ya da men edici inancı değiştirebiliriz. Nasıl mı? Önce kendi sınırlandırıcı inançlarınızı tespit edin. Örneğin, “Çok korkağım.” “Çok yaşlıyım.”  “Bir üniversite diplomam bile yok.”  “Çok sık hastalanıyorum.” gibi inançlarınız olabilir. 
 
Sizi umutsuz, emniyetsiz, uygunsuz, özgüveni eksik hissettiren, hakkınızda doğru olduğunu bildiğinizi ya da düşündüğünüz bu durumlara kulak verin. Şimdi bu sınırlandırıcı inançlardan sadece birini seçin. Onu destekleyen bütün referansları (bavuldaki kıyafetleri) bulun ve listeleyin. Daha sonra farklı ve karşı bir şeye inanmaya karar verin.

Örneğin eğer “Köpekten korkuyorum.” gibi sınırlandırıcı ve ciddi bir inancınız varsa şu andan itibaren inancımızın “Köpekten korkmuyorum.” olacağına karar verin. Artık sınırlandırıcı inancınızın yerine yeni ve olumlu bir inancınız var. Bu cümleyi  tekrar tekrar yenileyebilirsiniz. Sürekli yenilemek inancınızı güçlendirecek ve inanç sisteminizin kapalı döngüsünü kıracaktır.
 
Kendi hakkınızda yazdığınız olumlu cümlelerin ifade ettiklerinin doğru olmaları gerekmez. Ancak hakkınızda doğru olmalarından hoşlandığınız ve doğru olabilecek ifadeler olmalı ve şimdiki zamanda yazmanız zorunludur. Bu ifadeleri işte, evde eski sınırlandırırcı inançların yerine koymak için kullanın.
 
Eski sınırlandırıcı inanca sahip olmak bütün yaşamınızı etkilemiş olabilir. Bu nedenle yeni inanca alışabilmenin zaman alacağını bilmelisiniz. Bu cümleyi ve hatta bütün süreci sık sık tekrarlamanız gerekebilir. Eski inancınızı düşündüğünüzün farkına vardığınız her zaman yeni olumlu halinizi düşünerek kendinizi yenileyin.
 
Olumlu düşünceleriniz üç ayrı bileşenden oluşmalıdır:
 
Ben kelimesini kullanarak yeni inancınızı kişileştirin. “.........yorum” ekini de ekleyerek şimdiki zamana getirin. Ardından cümlenize olumlu bir tanım katın.

Aşağıda benzer örnekler bulabilirsiniz:
 
• Ben iyi bir anneyim/babayım.
• Ben büyük bir futbol oyuncusuyum.
• Ben sakin bir insanım.
• Ben söylenmesi gereken şeyleri söyleyen biriyim.
• Ben mutluyum.
• Ben inceyim. 
• Ben iyi bir ütücüyüm.
• Ben iyi yemek yaparım.
 
Şimdi de bu yeni, olumlu ve güçlendirici inançları desteklemek için referanslar ekleyin. Fiilen yapan ve bundan zevk alan kendinizin zihinsel imgesini yaratın. Bu şekilde aşamalı olarak yeni öz imgenizi yaratmış olacak, yeni vizyonunuzu oluşturacaksınız.
 
Kendinizi eski sınırlandırıcı inancınızı düşünürken ya da o şekilde davranırken bulduğunuz her sefer, kafanızın içindeki o sesi durdurmak ve onun yerine yeni cümlenizi (henüz doğru olmasa bile) koymak zorundasınız. Burada yaptığınız şey; eski modelin farkına varmak, onu durdurup bozmak ve yerine yeni güçlendirici inancınızı koymaktır. Buna “Kendi kendine konuşma sürecini kesme” süreci denir.