Zor Zamanlarda Psikolojik Dayanıklılığı Koruma Teknikleri - Resilience

Covid-19 virüs belası bir süredir birçok ülke gibi bizi de etkilemeye başladı.
 
Kontrolümüz dışında gelişen ve riskli bir değişken olan virüsün ülkemizde tespit edilmesiyle birlikte hassasiyetimiz arttı ve zor günlerden geçiyoruz. Ani ve sonu belirsiz değişiklikler risk algımızı artırdı, kaygı düzeyimizin yükselmesine neden oldu. Bu durum mantıklı düşünmemize, problem çözme becerimize, uyumlu ve esnek kalabilmemize engel oluyor. Parçası olduğumuz gruplardan çok kendimizi düşünme eğilimine girdik.
 
Kısa sürede atlatmamız durumunda her şey hızla normale döner ama negatif sonuçlarda süre uzadıkça insandaki kaygı durumu da artar.
 
Zaman içerisinde Covid-19’a çözüm bulunsa bile, insan zihni kaygı alanından çıkamayacak temkinli yaklaşmaya devam etme eğilimi gösterecektir.
 
O halde bu gibi zor zamanlarda psikolojik dayanıklılığımızı, direncimizi, esnekliğimizi yani kişisel liderlik potansiyelimizi kullanma becerisini nasıl geliştirebiliriz?
 
Pozitif psikoloji kuramının öncülerinden Dr. Martin Seligmen şöyle der:
“Hayatımızın kontrolümüz dışında gelişen olaylarına karşı bizi hangi eksenler destekler, güçlendirir?

Aklıma bir süredir koçluk becerilerine entegre etmeye çalıştığım Resilience geldi.
 
Resilience, Türkçe karşılığı hayat koşulları ne olursa olsun sarsılan ancak düşmeyen veya düştüğünde kendini yerden kaldırma ve hayatına kaldığı yerden devam edebilme beceresidir. Başka bir deyişle; tüm olumsuzluklara rağmen kişinin ayakta kalma, durumunun üstesinden gelme, değişim ve farkındalık geliştirme yeteneğidir.
 
Sözcüğün Latince kökeni ise ‘’esneklik’’ anlamına gelir. Bilirsiniz esnek maddeler büküldüğü zaman değişim geçirirler ama bırakıldıklarında eski formlarına geri dönerler. Bizler de içinde bulunduğumuz bu yeni durumun etkilerini yaşıyoruz.
 
Bu günler elbette bitecek, işte o zaman bazılarımız eski formuna geri dönerken bazılarımız kırılıp, örselenecek.
 
Kırılıp örselenmeyi engellemek için bu eksenleri sizler için araştırdım. Okuyup uyguladığınızda eski formunuza dönmeniz kolaylaşır.
 
Resilience aşağıda gördüğünüz sekiz eksenden oluşmaktadır.
 
- Öz farkındalık
- Kabul
- Gerçekçi İyimserlik
- Etki Edebilme İnancı
- Sorumluluk Alma
- Bağlantılardan Yararlanma
- Çözüm Odaklılık
- Gelecek Odaklılık
 
O eksenlerden birisi Öz farkındalıktır. Öz farkındalık basitçe kendimizin ve kişiliğimizin farkında olmaktır. Düşüncelerimiz, duygularımız, davranışlarımız, alışkanlıklarımızdır. Kendimizi anlamanın en kolay yolu duygularımızın farkına varmak ve onları yönetmektir. İçinde bulunduğumuz bu zor günler tam da ihtiyacımız olan durumdur duyguları yönetmek.
 
Ancak şunun farkına varmalıyız ki korkunun olduğu yerde başarıdan, huzurdan söz etmek mümkün değildir. Şu anda başarmak zorunda olduğumuz bir durumla karşı karşıya olduğumuza göre duygularımızı yönetmek durumundayız.
 
Korku da bir duygudur. Duygular düşüncelerin meyveleridir. Düşünce zihinde,nduygu bedende oluşur. Zihin düşünceyi üretince bedene kimyasal sinyaller yollar. Hücrelerimiz de bunu duyguya çevirir. Onun için iletişimde beden dili sözcüklerden önce konuşur deriz.
 
Bedenimiz duygularımıza göre davranışlar sergiler. Duygumuz korku, kaygı olunca bedenimiz yerinde duramaz, sağlıklı düşünemez, bilinçsiz hareketler sergiler. Bunu sürekli yapınca alışkanlık haline gelir ki sonuçta kaygılı, korkak, alıngan, endişeli bir kişiliğe dönüşürüz.
 
İşte öz farkındalık burada önem kazanır. Eğer bu duyguyu oluşturan düşüncemizi değiştirirsek hayatımız da değişir.
 
Bilincin ürettiği her olumsuz düşünce bedende yıkıcı duygular meydana getirir.
 
Her olumlu düşünce de olumlu duygular üretir. Bu günlerde yapmamız gereken en önemli şey olumlu düşünceler üretmek ve bunu deklere etmek yani dile getirmek.
 
Çünkü ağzımızdan çıkan her sözcük yarınımızın garantisidir. Korkuyorum dediğinizde sonraki günlerde korkmamızı gerektiren kişiler ya da durumlarla karşılaşırız. Olumlu cümleler de tam tersi durum ya da kişilerle karşılaşmamızı sağlar.
 
O halde özümüzün farkına varmak için önce bedenimizi dinlemeliyiz. Beden sorduğunuz her soruya inanın en kısa sürede yanıt verir. Örneğin bedeninize “Şu anda ne hissediyorum, hangi duygunun etkisi altındayım?” sorusunu sorduğunuzda, bedeniniz size “korku, kaygı, endişe” mi dedi? Bunu yaratan düşüncenizi sorun. Cevap içinde bulunduğunuz belirsizlik ise düşüncenizi değiştirin. “Evet kötü günler yaşıyoruz ama her türlü önlemimi aldım. Artık olayı akışına bırakmalıyım.” Bunu sık sık dile getirin kısa sürede duygunuzun da değiştiğini fark edeceksiniz.
 
Düşünceleri değiştirmek ve onları yönetmek öğrenebilir bir beceridir. Gelin bunu bir oyun şekline getirelim. Olumsuz düşüncelerinizi liste halinde bir kâğıda yazın ve arka cebinize koyun.
 
Ardından sizi mutlu eden düşüncelerinizi yazın ve kâğıdı kalbinizin üzerine koyun.
 
Arka cebinize koyacaklarınız elbette sizi rahatsız edecektir ama siz kalbinizin üzerine koyduklarınıza odaklanın. Göreceksiniz bir süre sonra kalbinize daha sık odaklanmış olacaksınız.
 
Yazımın devamında diğer eksenleri anlatmaya çalışacağım.