Öğretmenlik mesleği kutsaldır. Bu kutsallık çocukları sevmekle başlar.

Öğretmenlik mesleği kutsaldır. Bu kutsallık çocukları sevmekle başlar.

Öğrenciler genellikle herhangi bir konuda kendilerini yetersiz hissettikleri ya da derslerinde istedikleri başarıyı yakalayamadıkları için koçtan yardım isterler. Onları tanımaya çalışırken, nasıl yol alırsak başarıyı yakalayabiliriz şeklinde bir yol haritası çiziyoruz. Başarısızlıklarını irdelediğimde, en önemli nedenin dersi sevmemeleri, onun da altında yatan nedenin o dersin öğretmenini sevmemeleri olduğunu görüyorum.

Öğrencimin annesi; oğlunun Fen Bilgisi dersinden son sınavlarda kırık notlar aldığını, oysa en sevdiği dersin Fen Bilgisi olduğunu anlattı. Endişeliydi ve bunun nedenini merak ediyordu.

Durumu öğrencimle konuştuğumda artık Fen Bilgisi dersini sevmediğini söyledi.

Böyle düşünmene neden olan bir şey mi oldu?” diye sordum.

“Çünkü artık Fen Bilgisi dersinin öğretmenini sevmiyorum.” dedi.

“Neden”

“Öğretmenimiz çok sinirli olmaya başladı. Derslerde bize çok kızıyor. Kırıcı sözler söyleyerek onurumuzu kırıyor. Oysa eskiden ne kadar da iyiydi. Okulda en fazla laboratuara giden sınıf bizim sınıftı. Dersi ne de güzel anlatıyordu.” Şeklinde açıklama yaptı.

Değerli öğretmen arkadaşlarım elbette bizler de insanız. Sorunlarımız olabilir. Kızgın, kırgın, endişeli olabiliriz ama bunu öğrencilerimize yansıtarak hem onlara hem kendimize hem de geleceğimize zarar vermiş olmaz mıyız?

Ulu önder Atatürk’ün de dediği gibi “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” Eserlerimiz insan olduğu için yarınlarımızı emanet ettiğimiz insanların birer bilge mi, yoksa çevresine zarar veren bir Makyavel mi olmasını istersiniz? Yarınlar biz öğretmenlerin tutumlarıyla şekillenecekse gelin aydınlık bir gelecek için sevgimizi onlardan esirgemeyelim.

Ara sıra çocukluğunuza, ergenliğinize zihinsel bir yolculuk yapmanızı, öğretmenlerinizin tutumlarının başarınızı nasıl etkilediğini hatırlamanızı öneriyorum.

Saygıyla, tüm meslektaşlarımın gününü kutlarım.

Leyla Fidanay