Birçok şeyi başaran bazı çocuklar neden okulda başarısız olurlar?

Çocuğun okul başarısını etkileyen ve araştırmalarla belirlenmeye çalışılan pek çok etmen vardır. Bunların bir kısmı okul ve öğretmenlerden, bir kısmı da çocukta doğuştan var olan fizyolojik özelliklerden kaynaklanmaktadır.

Çocuğun başarısı ya da başarısızlıklarında; devam ettiği okul, okulda uygulanan eğitim programı, öğretmenlerin özellikleri ve öğretim becerileri çok önemli rol oynar. Zihinsel olarak eğitilebilir tüm çocuklar, uygun koşullar sağlandığı takdirde okulda başarılı olabilirler. Bununla ilgili olarak pek çok öğrenme metodu, modeli bulunmaktadır. Ancak gerçek yaşamda birçok çocuk başarısızlıkları nedeniyle eğitim sisteminin dışında kalmakta ya da başaramadığı için bunalıma düşmektedir.

Bebeklik ve ilk çocukluk dönemini, öğrenme açısından ciddi bir sorun yaşamadan geçiren bazı çocuklar, aileleri tarafından zihinsel olarak tamamıyla normal kabul edilirler. Ancak okula başladıktan sonra, öğrenme sorunu yaşarlar. Bu çocuklar zamanında yürür, konuşur, kendi işlerini yapabilir, yeri geldiğinde akıllıca davranışlarda bulunurlar. Bazen sinirli, hareketli, yaramaz ve kural tanımaz olabilirler.

Böyle çocukların sorunu okulla birlikte başlar.Bazıları okuma ve yazmada güçlük çekerken, çoğu diğerleriyle birlikte, bazıları diğerlerinden erken okuma yazmayı öğrenir, temel matematiksel işlemleri yaparlar. İlkokulun ilk üç yılında öğretmenin tutumuna göre başarılı da olabilirler. Ancak sınıf düzenini bozucu davranışlarda bulunur ya da dersi dinleme, derse katılma, not tutma, ödev yapma gibi kendisinden beklenen görevleri yerine getiremeyebilirler. Ders çeşitliliğinin artması, başarının sınav sonuçlarıyla eş değer görülmesi gibi eğitim sistemimizden kaynaklanan nedenlerle, dördüncü sınıftan itibaren arkadaşlarının gerisinde kalırlar. O güne kadar çok normal görünen, bazen çok zeki olarak algılanan çocukların bu durumu ailelerini de şaşırtır.

Genellikle anne babalar ve öğretmenler, zekâ düzeyi normal ya da yüksek olan çocukların okul başarısızlığını yaramazlık, tembellik, dağınıklık, özensizlik, dikkatsizlik, maymun iştahlılık, dağınıklık, unutkanlık, sorumsuzluk, hayal perestlik ve bunun gibi kavramlarla açıklarlar. Akıllı ama başarısız öğrencilerin aileleri, çocuklarını sıklıkla akıllı ama tembel olarak tanımlarlar. Çünkü çocuğun akıllı olması aile için övünç kaynağıdır. Tembellik ise değişebilir bir özelliktir ve çalışırsa başarılı olur beklentisi vardır. Bu nedenle okulun ilk yıllarında durum ciddiye alınmaz. Çocukların belli yaştan sonra açılacağına ilişkin bir şehir efsanesi bile vardır. Oysa tembellik düzeltilebilir bir özellik değildir. Çocukla boşuna didişmeler başlar. “Hadi evladım, ders çalış evladım.” gibi yumuşak sözlerle başlayan ebeveyn çabaları, giderek şiddete dönüşse de sonuç değişmez.

Tüm anne-babaların birinci dileği sağlıklı bir çocuk sahibi olmasına karşın, özellikle eğitim düzeyi yüksek ailelerde, çocuk sağlıklı olduğu sürece okul başarısı beklentisi birinci sıraya oturur. Okul başarı beklentisini, ailenin yaşantısı ve hayat koşulları belirler. Oysa bir çocuk öğretmeni ve ailesinin desteğine rağmen okulda sürekli başarısız oluyor, kendisinden beklenen görevleri yerine getirmiyorsa, çocuğun öğrenme güçlüğü yaşadığını kabul etmek gerekir.

Ailesinin beklentisini karşılayamadığını fark eden bu çocuklar, kendilerini yetersiz ve suçlu hissederler. Bu duygular onları ya depresyona sokar, ya da saldırgan davranışlara yöneltir. Sonuç yine de değişmez. Çocuğunun ruh sağlığının bu şekilde bozulmasını istemeyen anne-babalar önce bu beklentilerinden vaz geçmelidirler. Sonra çocuklarını olduğu gibi kabul edip beklentilerini onun özelliklerine uygun hale getirerek ona yol arkadaşlığı yapmalıdırlar.

Bu çocukların birçoğunun çok iyi üniversitelerin, iyi bölümlerinden mezun olup mesleklerinin zirvesine çıktıkları da bilinmektedir. O halde onları benzer duruma getirebilmek için anne-baba ve öğretmenler olarak ne yapmalıyız?

Çözüm yollarını bir başka yazımda sizlerle paylaşacağım.

Keyifli okumalar.